MühendislikTeknoloji

Binalarda İç Hava Sıcaklığı – Bağıl Nem ve Koronavirüs Bağlantısı

2019 yılının sonunda ortaya çıkan ve 2021 yılının başında hala etkisini şiddetli bir şekilde gösteren koronavirüs için önlemler alınmaya, etkileri azaltılmaya çalışılıyor. Bahar ve yaz aylarında insanların dışarıda gezerek araların mesafe koyması ile vaka sayıları azalırken kış aylarında insanların kapalı alana girmesi ve daha yakın oturması ile vakalar tavan yapıyor.

Bulunan aşılar ile koronavirüs ile mücadele son hızla devam ederken önlem almaya devam etmek ve kendimizi, ailemizi, herkesi korumak zorundayız.

İkinci virüs dalgasının geçtiği ve üçüncü dalganın gelebileceği konuşulurken normalleşme adımları atılmaya başlandı. Vakalar düşük olduğu illerde normalleşme daha hızlı olacak. Normalleşmenin en büyük adımlarından bir tanesi çalışanları ofislere dönmesi ve tam zamanlı çalışmaya başlaması.

Yapılan araştırmalar ve çalışmalar binalardaki ısıtma ve soğutma sistemlerinin normal şartlarda üst solunum yolu enfeksiyonlarına neden olduğunu bu nedenle koronavirüs’ünde bulaş riskini artırabileceğini gösteriyor. Bu nedenle bu yazımızı binalardaki sıcaklık ve nem ilişkisi ile koronavirüs üzerindeki etkilerini ele almaya karar verdik.

Hava Sıcaklığı ve Güneş Etkisi

Sonbahar ve kış aylarında havaların soğuması ile virüslerin aktiviteleri artar ve şartlar özellikle üst solunum yolu virüsleri için çok daha elverişti olur. Ayrıca güneş ışığının azalması ile D vitamini alımı minimuma iner, vücudumuz için gerekli olan UV oranı düşer. Böylelikle vücudun savunma mekanizması da bir miktar zayıflamış olur.

Dış ortam sıcaklığının ve iç ortam sıcaklığının düşmesi iç ortamdaki bağıl nem miktarını doğrudan etkiler. Soğuyan hava, sıcak havaya göre daha az miktarda nem taşıyabildiği için iç ortamlarda daha düşük bağıl nem olmasına sebep olur. Örnek verilecek olursa 15°C’lik bir dış ortam sıcaklığında iç ortam ısıtılarak 25°C yapılsa dahi havanın nemi olması gereken miktarın %30-%40 altında kalır.

Dış Ortam ile İç Ortam Sıcaklığına Göre Nem Seviyesi
Dış Ortam ile İç Ortam Sıcaklığına Göre Nem Seviyesi

İç ortam havasının kuruması ile virüsler için hava yoluyla bulaşma anlamında çok daha uygun bir ortam haline gelir, virüslerin yaşam süreleri uzar.

Koronavirüs'e Çevresel Faktörlerin Etkisi
Koronavirüs’e Çevresel Faktörlerin Etkisi

Bağışıklığın Düşmesi

Üst solunum yollarında bulunan mukoza tabakası tüm virüslere karşı en etkili savunma sistemidir. Virüsler ile ilk temasın sağlandığı yer burasıdır. Kuru hava ile mukoza tabakasının kuruması virüslere karşı bağışıklığın düşmesi demektir.

Aşırı kuru havanın bulunduğu bir ortamda nefes almaya çalıştığınızda sinüslerinizin yandığını, rahatsızlık hissiyatı oluştuğunu hepimiz daha önce yaşamışızdır. Aşırı kuru havada uzun süre kalınması mukoza tabakasının altındaki epitel yapıya da zarar verebilmektedir. Epitel yapı, mukoza tabakasından geçen virüslerin hücrelere girmesini önlemektedir. Bu yapının zarar görmesi virüse karşı bağışıklığı büyük oranda düşürmektedir.

İç Mekan İklimlendirmesini Kontrol Etme

Yazının başlarında belirtiği gibi koronavirüs önlemleri çerçevesinde binalarda havalandırma sistemleri %100 taze hava ile çalıştırılmaya başlandı. Buda dediğimiz gibi iç ortam havasının istenilen sıcakta tutulması sağlanırken nem miktarının düşmesine sebep oldu.

Mevsimsel Faktörlerin Virüslerin Bulaşmasına Etkileri
Mevsimsel Faktörlerin Virüslerin Bulaşmasına Etkileri

Yukarıdaki grafikte mevsimsel faktörlerin virüsün bulaşmasındaki sıcaklık ve nemin etkilerini göstermektedir. Aşılama ve ilaç tedavisinin yanında binalardaki tedbirlerde büyük önem taşımaktadır.

Koronavirüs ilk çıktığı andan itibaren bu nedenle mesafe, maske ve hijyen denilmektedir. Bu temel üç önlemin yanında iç ortam havasının kaliteli olması da en büyük koruyucu faktörlerden birisidir.

Havalandırma sistemi virüslerin bulaşmasını azaltmak amacıyla %100 taze hava ile çalışmaya devam etmelidir. Bunun yanında optimum hava sıcaklığı (Yerine göre değişmekle birlikte 20-24°C), optimum bağıl nem (Ortalama %40) ve yeterli hava değişim oranı sağlanmalıdır.

Tüm bu tedbirler alınsa dahi en büyük tedbir kişinin kendisidir. Mümkün olduğunca sosyal mesafeyi korumalı, mümkün olduğunca evde kalmalı ve virüsün etkilerinin geçmesini beklemeliyiz.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir